Benim bu konu ile anlatacağım ise bu sporu yapanlardan biri olan Dick Fosbury hakkında. Uygun fiziğiyle lise yıllarında atletizme merak salan Fosbury, antrenörlerinin uzun bacakları dolayısıyla uzun atlamaya yönlendirmesi üzere bu spora başlar. Genç atlet sırıkların üzerine sanki uçarcasına atlarken, antrenörleri nasıl bir efsaneyi çalıştırdıklarının bilincinde miydi acaba. Fusbury üniversite de Yüksek atlamaya devam etti. 1968 de Üniversiteler arası yapılan şampiyonada birinci oldu. Artık sıra aynı sene Meksika'da yapılacak olan olimpiyat oyunlarına gelmişti. Antrenmanlarında uzun zamandır üzerinde çalıştığı bir şey vardı. Farklı bir atlama stili... Bunu görücüye çıkarmak için olimpiyatlardan daha iyi bir yer olmazdı herhalde.
Olimpiyat stadına çok heyecanlı bir yarışma yaşanmaktadır. Hem kendi ülkesinden hem farklı ülkelerden atletlerle kıyasıya bir mücadele geçmektedir. Sovyet rakibi sırığa doğru koşar sol ayağının üzerine sıçrayıp sağ ayağını sırığın üzerinden geçirip minderin üzerine yuvarlanır. Sıra Dick'tedir. Hazırlığını yapmıştır, başlama noktasında ileri-geri sallanarak konsantre olurken bir anda koşmaya başlar, sırığa yaklaştıkça, minderin diğer tarafına düştüğünde, ya yaptığı saçma hareketten dolayı rezil olacaktır ya da dünya bu geliştirdiği yeni tekniğin başarısını konuşacaktır. Kendini minderin üzerinde sırt üstü yatarken bulur. Evet, başarmıştır. sırık hala yerindedir, Fosbury ise minderde...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder