10 Temmuz 2012 Salı

Bisikletten Efsaneye






1942 yılının 17 Ocak günü, tabelacı Marsellus’un bir oğlu gelir dünyaya. Bu yeni doğan bebeğe Cassius adı verilir. Yoksul bir semtte büyüyen Cassius'un babası Marsellus ailesini zorlukla geçindirmektedir. Her çocuk gibi Cassius'un da bir hayali vardır bir "Schwinn bisikletli". Bu bisiklet sadece Cassius'un değil o dönemdeki tüm çocukların hayalidir.  Chicago’da üretilen Schwinn bisikletleri, 1895 yılında, bir Alman göçmen Ignaz Schwinn tarafından üretilen bisikletlerin çoğu da çocukların hayallerinde kalırdı. Son derece pahalı bu bisikletleri yoksul ailelerin oturduğu semtlerin sokaklarında görmek olanaksızdı. Tabelacı Marsellus, 12 yaşına giren oğluna aldığı armağan ile evlerinin bulunduğu sokağa girdiğinde, çocuklar da ardına takılır. Çünkü, Cassius’un armağanı bir Schwinn bisikletidir! Ama Kentucky’de, yoksulların yaşadığı bu semtte bir Schwinn bisikletinin ömrü çok olmamıştır. Cassius’u karakolda hıçkırarak bisikletinin çalındığını polis memuru Joe Martin’e şu sözlerle “Eğer o hırsızı yakalarsam kimse elimden alamayacak. Onu sabaha kadar kırbaçlayacağım!” Martin, çocuğun hayatını değiştirecek bir teklif sunar: “Bak evlat, benim bir boks salonum var. Oraya git ve boks öğren. Hırsızı yakalayınca da kırbaçlamak yerine bir güzel pataklarsın.” 1960′da, Roma Olimpiyatları’na katılacak ABD boks takımı seçmelerinde görürüz, 18 yaşındaki Cassius’u. Olimpiyat takımına seçilse de buna sevinemez. Çünkü, Cassius uçaktan çok ama çok korkmaktadır. Hayatının bu en önemli spor organizasyonuna katılmak istese de uçak korkusu onu nakavt eder ve takımdan çekilir. Ne var ki, onun dünyanın en iyi boksörü olacağına inanan antrenörleri sabah akşam dil dökerler kapısında. Sonunda Cassius, uçağa binmeye ikna edilir. Ama bir şartla...

ABD boks takımını Roma’ya götüren uçakta tüm sporcular koltuklarını arkaya yatırmış şekilde uzun yolculuğu dinlenerek geçirirken içlerinden biri uçağa bindiği ilk andaki gibi dimdik oturmaktatadır. Şartı gerçekleşen Cassius’tur sırtında uçağa binmek için ortaya sürdüğü şart, yani paraşüt takılıdır! Roma’dan altın madalyayla dönen Cassius, 1964′te hayatının en önemli maçlarından birine daha çıkar. Rakibi, Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu Sony Liston’dur. Bu maçı da kazanan Cassius Clay, 1975′te Müslüman olmaya karar verir ve adını Muhammet Ali olarak değiştirir!. Bir Amerikan askeri olarak Vietnam’a gitmeye karşı çıkan Muhammet Ali’nin elinden unvanı alınarak hapse atıldığında yer yerinden oynar. Protestolar karşısında çaresiz kalan Amerika, geri adım atmak zorunda kalır. Bu olay, dünya barışı adına Muhammet Ali’nin kazandığı en önemli maçtır. Ne yazık ki, onun bu tavrını Amerika’nın Irak işgali sırasında anımsayan çok azdır. 



O gün o çocuğun bisikleti çalınmasa, belkide Muhammet Ali efsanesi hiç yaşanmayacaktı. Dünya'da kaç tane hırsızlık olayı, bir efsanenin doğuşuna neden olmuştur acaba...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder